Sonunda: Sex and The City 2!


Sonunda Sex and the City 2'yi izleyebildim! Gidebilene kadar filmle ilgili hiçbir yorumu özellikle okumadım, dinlemedim. Hepsinden kaçtım ve işte sonunda benim yorumlarım,

Sex and the City dizisinin her bölümünü çok severek izleyen, ilk filme bayılan biri olarak bunu maalesef o kadar sevdiğimi söyleyemeyeceğim...

Her şeyden önce bence filmde olan olaylar, hikaye gayet basit kalmış. Dizide olduğu gibi, kızların arasında yapılan ve insanı düşündüren sohbetlerden eser yoktu.  Ayrıca karakterlerin bir çoğu zayıflatılmıştı. Film, Sex and The City'nin karakterleri ve olayları üzerine değil, tamamen gösteriş, şaşaa, güzellik üzerine kurulmuştu. Filmdeki güzellikleri izlemek kesinlikle çok keyifli ama bunları güzel bir hikayeyle izlemek daha da keyifli olurdu eminim.

Kıyafetlerin hakkını verelim, çoğu birbirinden güzeldi ama en beğendiğim Miranda'nın Stanford ve Anthony'nin düğününde giydiği siyah elbise oldu. Zaten film boyunca dörtlüden en beğendiğim de yine Miranda oldu! İlk filmde de çok başarılıydı ama bunda, hem kıyafetleri hem güzelliğiyle kesinlikle tavan yapmıştı. Samantha'nın da hakkını yiyemem, o da çok seksi ve hoştu. Carrie ve Charlotte'u ise çirkinleşmiş buldum.

Abu Dhabi'de çekilen kısımlar başta iyi hoştu ama son kısımlarda çok gereksiz konuları gereksiz şekilde işlemeleri inanılmaz sıkıcıydı. Sanki Sex and The City değil de başka bir film izliyor gibiydim. O kısımlarda SATC ruhunu kesinlikle kaybettiklerini düşünüyorum. Carrie'nin 2 saat peçeli kadının nasıl patates kızartması yediğini izlemesi, Samantha'nın spice market'ta çantasının saçılması üzerine olanlar bence oldukça anlamsızdı...

Peki tamam yeter bu kadar eleştiri, son olarak en çok güldüğüm iki sahneden bahsetmek istiyorum. Birincisi kızların yaptığı karooke sonunda Samantha'nın Danimarka'lı yakışıklıya (ama ne yakışıklı :) "I am a womaaan, I sit at that tablee" diye şarkı söylemesi :)) İkincisi de Charlotte'un Miranda'ya dadıyla Henry'nin birlikte olma endişesinden bahsederken dadıyı kaybetmekten korktugunu utanarak anlatmasıydı :)

3 yorum:

Cerenicus dedi ki...

Kesinlikle en şıkları Miranda'ydı sana katılıyorum :)))

Itır dedi ki...

ben en çok Danimarkalı abi ile yemekteki sahneye güldüm.:)
en beğendiğim sahne ise Liza Minelli ile olan düğün sahnesi idi.

bence 3,cüsü olmamalı...

H. Cihan Salim dedi ki...

Evet, 3.sü olmamalı, ama bakalım para aşkı nereye kadar. Filme gitmeden önce, kızlar "haydi" derken gideyim mi diye bloglarda arama yapmıştım, okumuştum bu sayfayı, sonra gitmiştim :)
Gerçekten çok basit kalmış, ama yine de yazlık eğlence diyebiliriz.
Öte yandan beni şaşırtan filmin vizyona girişinin ertelenmiş olması idi! Ben de onun üstüne yazdım: http://cihansalim.net/blog/2010/sex-and-the-city-2-politik-kulturel-stres-yaratmamasi-gereken-ve-bence-cok-kotu-de-olmayan-bir-film/

Related Posts with Thumbnails