Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hüseyin Çağlayan 1994-2010 Sergisi!

Hüseyin Çağlayan sergisini gezeli günler oldu ama bir türlü yazamadım. Vakit bulamadığımdan değil, önce gördüklerimi biraz yaşamak, sindirmek istedim. Çok etkilendim, sindirdikçe, düşündükçe daha da çok etkilendim... Çağlayan'ın yaratıcılığına hayal ve düşünce gücünün sınırlarının olmayışına hayran kaldım. Hiç bir şeyi yüzeysel yaşamamasını, olayları, düşünceleri her zaman sorgulamasını ve derinlemesine yaşamasını çok sevdim. Fakat en çok da bu hayalini kurduğu, düşündüğü şeyleri hayata bu kadar etkili bir şekilde geçirebilmiş ve karşı tarafa bu şekilde aktarabilmiş olmasına hayran kaldım!

Daha önce gittiğim sergileri uzun uzun anlattım fakat bu sergi için öyle bir şey yapmaya niyetim yok. Zaten gidip orada görmeyip yaşamadıkça burada okumanın çok da bir anlamı yok diye düşünüyorum. Bu yazıyı sadece bana hissettirdiklerini paylaşmak için ve sizi gitmeye motive etmek için yazıyorum :)

Çağlayan, kesinlikle moda ve sanat dünyasının gelmiş geçmiş en büyük dahilerinden! Ben, sergilenen her bir tasarım, enstalasyon, filmin önünde durup uzun uzun düşünmek istedim, çok keyif aldım, ilham aldım. Bu arada bu serginin sadece modayla ilgili bir sergi olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Hüseyin Çağlayan'ın dünyasını, hayata bakış açısını anlatan bir sergi demek yanlış olmaz sanırım...

Sergi, 24 Ekim'e kadar İstanbul Modern'de, ayağınıza kadar gelen bu sergiyi kesinlikle kaçırmayın derim!

Ulca

Bu da yüzümü kapatmadan bloga koyduğum ilk fotoğrafım :) Bu arada Hüseyin Çağlayan'ın İMA'da katıldığı panelden sonra yazdığım notları okumak için tıklayınız!

Zuhal Yorgancıoğlu 60. Yıl Retrospektif Sergisi!

Bu aralar kısmetim sergilerden yana pek açık! Dolayısıyla siz Style Tricks okuyucularının da :)

Yeni sergi haberi Bodrum'dan geldi! 07 Ağustos'ta Zuhal Yorgancıoğlu'nun ''Doğu'nun gizemi, Batı'nın rüyası - Yaratıcı Bir Yaşamın 60. Yıl Retrospektif Sergisi'' Bodrum'da açılyor... Bu tarihlerde Bodrum'a yolumun düşecek olması beni tabii ki sevindirdi :)


84 yaşındaki bu hayat dolu, yetenekli kadının 60 yıldır yarattığı tasarımları görmek eminim çok güzel olacak.

Ziyaret edebilecekler için sergi 07-19 Ağustos tarihleri arasında Bodrum Dibeklihan sanat Köyü'nde, Yıldız Kenter Sanat Galerisi'nde.

Hüseyin Çağlayan'ın İMA'da katıldığı panel'den notlar!

Hüseyin Çağlayan'ın 1994-2010 yılları arasında ürettiği moda koleksiyonlarını, sanat ve film projelerini bir araya getiren sergisi bugünden itibaren İstanbul Modern'de ve bu sabah Çağlayan İMA'da bir panele katıldı. Panelde Ece Sükan'ın ve ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölüm Başkanı Gülay Hasdoğan 'ın sorularını cevapladı.

huseyin caglayan 1

Style Tricks'i Twitter'dan takip edenlerle, panelde söylenen bir çok önemli şeyi paylaştım. Ayrıca notlar da aldım yani hem dinledim hem sizin için çalıştım :) ve daha detaylı da burada yazmak istedim çünkü bana kalırsa öğrenilecek, ilham alınacak ve zaman zaman dönüp bakılacak çok şey var...

Ulca not

Öncelikle Hüseyin Çağlayan'ın son derece içten ve sabırla verdiği cevaplar çok hoşuma gitti. Fikirlerini, bakış açısını sanat ve tasarım aracılığıyla bu kadar iyi ifade edebilen birinin bunları aynı zamanda sözlü olarak da (hem de çok iyi konuşmadığını düşündüğü bir dilde) gayet net bir şekilde anlatabiliyor olması bence çok güzel ve önemli bir şey...

İşte panelde konuşulanlardan derlediğim notlar,
  • Çağlayan, moda tasarımı okuyan öğrencilere en önemli şeyin önce kim olduklarını anlamaları ve okurken eğlenmeleri olduğunu hata yapmaktan korkmamaları gerektiğini, hata yaparak öğreneceklerini anlattı.
  • Moda dünyasının dışarıdan göründüğü gibi ''Glamorous'' (büyüleyici) olmadığını, hayatlarının büyük bir kısmının İtalya'da fabrikalarda kötü yemekler yiyerek geçtiğini söyledi. İtalyan kadınlarından da etkilendiğini, sırf onlarla sohbet edebilmek için İtalyanca öğrendiğinden bahsetti :)
  • Tasarımlarında her zaman farklı disiplinlerden etkilendiğinden sıkça bahsedildi. Öğrencilik yıllarında bir çok hocasının moda yerine sanat okumasını önerdiklerini ama onun tasarımı insan vücudu üzerinde görmezse eksik kalacağını düşündüğünü söyledi.
  • Mezunu olduğu Central St. Martins'den de çok bahsetti. Okullarında hemen hemen hiç faaliyet olmadığını ama seçilen öğrencilerin birbirinden çok farklı olduklarını ve bu farklılıklardan nasıl beslendiklerini anlattı. 
  • Eskiden St. Martins'de disiplinler arası iletişimin daha çok olduğunu, şimdi ise bunun ortadan kalktığını, disiplinlerin birbirinden net bir şekilde ayrıldığını ve bunun dezavantaj olduğunu anlattı.
  • Okullarından mezun olan herkesin star olmasının beklendiğini ama önemli olanın star olmak değil, yaptığı işe saygı duymak ve ondan zevk almak olduğunun üzerinde durdu...
  • Tasarımlarında hem fikir hem estetiğin bir arada olduğunu anlattı. Kimsenin koleksiyonun çıkış noktasını, hikayesini bilmesini beklemediğini, sadece beğendikleri için de tasarımlarının giyilebileceğinden bahsetti.
  • Tasarımcı olarak sadece çizimi yapıp vererek, emirler yağdırarak bu işin yapılamayacağını, kalıp, dikiş... gibi tüm üretim süreçlerini bilmenin çok önemli olduğunu anlattı.
  • Bazı kişilerin çevrelerini kullanarak başarılı olacaklarını düşündüklerini ama kendisinin yapılan iş iyiyse o kişinin kapısının mutlaka çalınacağına inandığını söyledi.
  • İnsan gözünün, geleneksel, alıştığı proporsiyonları görmeyi beklediğini ve bunları daha çok beğendiğini söyledi. Kendisinin de yerçekimi dengesine önem verdiğinden bahsetti.
  • En başarılı bulduğu tasarımcıların kişisel işler yapan, içgüdüleriyle tasarlayanlar olduğunu söyledi, örneğin bir kadın tasarımcının kendi giymek isteyeceği tasarımlar yapması gibi. 
  • Modanın artık tamamen pazarlamadan ibaret olduğunu, yaratıcılığın eskisi kadar değer görmediğinden bahsetti. 
  • Moda editörlerinin onunla sohbet etmekten keyif aldığını çünkü hep yeni şeyler söyleme arayışında olduğunu, tasarımlarının hem kavramsal hem estetik yönüne aynı ölçüde önem verdiğini anlattı.
  • Okumayı çok sevdiğini, küçüklüğünden beri hep çok meraklı olduğunu, öğrenme hevesinin hiç bitmediğinden bahsetti.
  • Türkiye'nin tezatlıklarından etkilendiğini, Avrupa ülkelerinin uzun yıllardır tarihleriyle uğraştıklarını, artık oradan çıkarılacak birşey kalmadığını anlattı. İstanbul, Sao Paulo gibi şehirlerin bu anlamda çok şanslı olduğunu çünkü geleceğe baktıklarını söyledi. 
  • Türkiye'de modaya karşı duyulan heyecanın çok olumlu olduğunu, yatırımların da varolduğunu ama işi bilen kişilerle yeterince dialoga geçilmediğini düşündüğünü anlattı. 
  • Türkçesinin iyi olmadığını ama iyi bir iletişimci olduğuna inandığını söyledi.
ve bana kalırsa panelden motto olabilecek güzellikte üç söz,

ece huseyin


''Gelecek, kimliksizdir!''

''Klişeler kötü değildir, klişe olmalarının bir sebebi vardır!''

''Bir çok insan eklemeyi bilir, azaltmayı bilmez!''

Bu güzel organizasyon için de ayrıca benim de okulum olan İMA'ya çok teşekkür ederim.

(fotograflar: Ozlem Ucuncuoglu)

Maison Martin Margiela 20. Yıl Sergisi!

Londra'da gittiğim bir diğer sergi de Maison Martin Margiela'nın 20. yılını kutlayan sergiydi.

Bilmeyenler için özet geçeyim, Belçikalı tasarımcı Martin Margiela, Antwerp Royal Academy of Fine Arts'tan 1980 yılında mezun olmuş. Jean Paul Gaultier için çalıştıktan sonra Hermes'in kadın koleksiyonunun başına geçmiş ve daha sonra kendi adını taşıyan markasını kurmuş.

Maison Martin Margiela(MMM) her zaman sıradışı işlere imza atmış ve en ilginç kısmı modacı hiçbir zaman basında yer almamış, roportaj vermemiş hatta defilelerin sonunda dahi podyuma çıkmamış!

Sergi, MMM'nin sadece 20 yıl boyunca yaptığı ikonik tasarımları değil, aynı zamanda bu tasarımların arkasındaki konseptleri de anlatan, insanın ufkunu açan bir sergiydi!

IMG_2764

MMM aslında 20. yılını 2009 İlkbahar/Yaz defilesiyle kutladı hem de defilenin sonunda podyuma çıkan bu pastayla! Pastanın kendisi de sergide vardı!

00420m

MMM'nın en ikonik parçalarından biri Japonlardan etkilenerek dizayn ettiği Tabi ayakkabılar,

IMG_2915

Sergiyi de bu Tabi izlerini takip ederek buluyorsunuz, benim gibi :)

IMG_2765

MMM'nın birçok defilesinde mankenlerin yüzleri kapalı idi, amaç tüm ilgiyi kıyafete çekmek!


MMM bir çok ilke imza atmış, eski kıyafetleri yeniden yaratarak yaptıkları tasarımlar, özellikle omuzlarda denedikleri farklı formlar bunlardan bazıları. Ayrıca boyama, MMM için önemli tasarım araçlarından biri. Ayakkabı, ceket, gömlek gibi bir çok kıyafet beyaza boyanmış! Buna ilham veren fikir ise zamanla boyaların dökülüp giysilerin kendi renklerinin ortaya çıkacak olması ve geçmişten hiç bir zaman kaçılamayacağı gerçeği!

Ünlü kırmızı İngiliz telefon kulübesi bile beyaza boyanmış, zaten sergide de heryer bembeyazdı!

maison-martin-margiela-20-exhibition-recap-event-9

Markanın en büyük imzalarından biri de beyaz dört tarafından beyaz dikişlerle tutturulmuş etiketi. 4 tarafındaki beyaz dikiş çoğu zaman dışarıdan da görülebiliyor.

Markayla ilgili hemen hemen her şey çok ilginç ama bana en ilginç gelen şeylerden biri mağazalarıyla ilgili! MMM'nın mağazaları hiç bir zaman ünlü alışveriş caddelerinde veya merkezlerinde açılmıyor. Her zaman müşterilerin biraz çaba sarf ederek özel olarak gideceği yerlerde yer alıyor. Bu politikasıyla MMM aslında tüm pazarlama kullarını alt üst etmiş bence!

Maison Martin Margiela'nın en ikonik parçalarından oluşan bölümden bir fotoğraf, en sağdaki beyaz önlük MMM çalışanlarının her zaman giydiği Blouse Blanche adı verilen önlük. Bunu özel günlerde tüm çalışanlar giyiyor ve takım ruhunu desteklediğine inanıyorlar...

maison-martin-margiela-20-exhibition-recap-event-10

Sergi girişinde sizi karşılayan, MMM çalışanlarının fotoğraflarından uyarlanarak yapılmış strafor heykel,

maison-martin-margiela-20-exhibition-recap-event-3

MMM, 1996 yılından bu yana koleksiyonlarında fotografik baskılar kullanmış. Aşağıdaki ise 2009 İlkbahar/Yaz koleksiyonundan bir örnek,


Martin Margiela'nın en büyük özelliklerinden biri de kesim ve kalıpta çok büyük bir usta olması! Sergide üretim aşamalarıyla ilgili de bir sürü şey vardı.

MMM, koleksiyonunda AIDS'le mücadeleyi vurgulayan t-shirtler de bulunuyor. Bir tanesinin baskısında şunlar yazıyor.
'There is more action to be done to fight AIDS than to wear this t-shirt but it's a good start'
'AIDS'le savaşmak için bu tişörtü giymekten yapılabilecek daha iyi şeyler var ama bu da iyi bir başlangıç'


Serginin son bölümünde de defile videolarının ve farklı çekimlerin gösterildiği bir bölüm vardı, burda aynı zamanda MMM'nın uzun süredir müşterisi olan 3 kişinin kendi stylingleri ile yaptığı çekimler vardı... Bence oldukça güzel düşünülmüş!

Serginin konsepti de MMM kadar ilgi çekici ve orjinaldi! Moda dünyasında farklı bir duruş sergilemiş ve bir sürü şey kazandırmış bu sergiyi gezmekten çok mutlu oldum :) Bu arada sergi, Londra Moda Haftası'nın da yapıldığı Somerset House'daydı. Ortada bulunan avluda yerden fışkıran sularla oynayan bir sürü çocuk pek güzel bir manzara oluşturuyordu :) Sergi 5 Eylül'e kadar devam edecek...

IMG_2762


(fotograflar:hypebeast, style.com)

Grace Kelly Style Icon Sergisi!


Dünya onu önce Hollywood yıldızı olarak tanıdı, 5 yılda 11 film çekti, Country Girl filmindeki rolüyle Oscar kazandı! Son filmlerinden birinde prenses rolündeydi, sonra film gerçek oldu, 26 yaşında Cannes Film Festivali'nde Monaco Prensi Rainier ile tanıştı, 27 yaşında evlendi, Monaco Prensesi oldu! MGM'in çektiği son filmi ise kendi düğünü oldu!


8 günlük gemi yolculuğuyla New York'tan Monaco'ya giderken yanında 60 tane valiz ve güvertede onu karşılamayı bekleyen 50.000 kişi vardı!

Tüm bunları yaparken en çok da tarzıyla, kıyafetleriyle, aksesuarlarıyla konuşuldu! Kullanmayı çok sevdiği Hermes Kelly çanta ismini onun adından aldı, aktrisken de moda dünyası stilinden çok etkilendi, High Society filminde giydiği pembe ikili seti bulmak için insanlar Londra'daki tüm mağazaları aradı! Prenses olduktan sonra bu etki daha da arttı. Evlendiği sene tüm Haute Couture koleksiyonları ondan ilham almıştı! Grace Kelly stili bir ikon haline geldi, Madonna hatta Mika şarkılarına konu oldu, Kate Winslet, Gwyneth Paltrow, Sarah Jessica Parker bile onu taklit etti...

Londra Victroria & Albert Museum'da Grace Kelly Style Icon isimli sergide, filmlerinde ve özel hayatında giydiği kıyafetlerin, aksesuarların bulunduğu sergiye gitme şansım oldu! Bu, Londra'da en bayıldığım aktivitelerden biriydi, çok beğendim! Geçmişten kendi ikonunu seç deseler ben hep Audrey Hepburn'u seçerim ama bu sergiden sonra Grace Kelly'e olan sevgim ve sempatim oldukça arttı :)


Sergide, giydiği kıyafetlerin kendilerini ve bu kıyafetlerle çekilmiş fotoğraflarını görmek, aynı zamanda nerelerde giydiğini öğrenmek inanılmaz keyifliydi! Kendinizi Grace Kelly'nin dünyasında, gardrobunda buluveriyordunuz adeta! Zaten özellikle çok önemli anlara tanıklık eden elbiseleri seçilmiş... Filmlerinin en önemli sahnelerinde giydiği kıyafetler, prenses olduktan sonra önemli ülke ziyaretlerinde, davetlerde giydiği zevkli elbiseler... Hepsi de birbirinden güzel ve gerçekten o kadar zamansız ki, bugün bile giymekten sonsuz zevk alınabilecek klasiklikte!

Paris ziyareti sırasında giydiği Balenciaga elbise ve ceket,


Jackie ve John F. Kennedy'i karşılarken giydiği yeşil Givenchy elbise ve modern türbanı,


Londra ziyaretinde giydiği Yves Saint Laurent elbise,


En çok beğendiklerimden biri ise Madame Gres tarafından hazırlanmış bu elbise idi,


Elbiselerinin çoğu ince belli, ince kemerli Christian Dior'un New Look akımının şahane elbiseleri idi. Zaten en sevdiği ve tercih ettiği marka Christian Dior, öyle ki elbiselerini markanın tasarımcısı Bohan'ın skeçlerinden birlikte seçiyorlar ve Onun için özel olarak hazırlanıyor! Prenses olmak böyle bir şey olsa gerek :)

Grace Kelly'nin gelinliğinin de tasarımını yapan Helen Rose'a ait bir çizim,


Sevdiği ve giydiği diğer tasarımcılar arasında Balenciaga, Givenchy, Yves Saint Laurent ve Chanel de var!

Dikkatimi çeken ve hoşuma giden şeylerden biri prenses olduktan sonra dahi kıyafetlerini birden fazla ve farklı yerlere giymesiydi! Şimdiki celebrity dünyası ile karşılaştırınca bir prenses için oldukça mütevazı bir hareket gibi geliyor değil mi? Ayakkabılarını dahi klasik ve bir çok elbiseyle uyabilecek modellerden seçermiş...

Tarzının en belirgin yanlarından biri de beyaz eldivenleri! Bir çok kıyafetini tamamladığı bu güzelim eldivenler de sergide vardı...


Grace Kelly'nin bir çok fotoğrafında gözlük taktığını görebilirsiniz, asıl sebep gözlük kullanmayı sevmesi değil, gözlerinin bozuk olması imiş. Farklı modellerde gözlükler kullanarak bunu silinin bir parçası haline getirmeyi başarmış gerçekten ve bu gözlüklerin hepsini sergide de görmek gerçekten harikaydı,



Mücevherleri, prenses tacı ve takıları ise kelimelerle anlatılmaz sanırım :) Tüm mücevherlerini Van Cleef & Arpels hazırlıyormuş o dönem, zaten serginin sponsoru da onlar olmuş...

Grace Kelly tarzının en belirgin özelliklerinden biri ise hala taklit edilen saç modelleri! Sergide tüm saç modellerinin çizimleri vardı! Ünlü kuaförü Alexandre katlacağı davetlerde yapacağı saç modellerini önce prenses için çizermiş! Gündüzleri daha sade modeller, gece ise ek saçlarla daha gösterişli modelleri tercih eden prenses gerçekten her zaman asil ve güzel...

Serginin beni en kalbimden vuran kısmı ise Grace Kelly'nin kendine ait Hermes Kelly çantayı görmek oldu! Kullanmayı çok sevdiği taba rengi çanta üzerinde çiziklerle  ama hala çok güzel bir şekilde orada duruyordu... Sergide fotograf çekmek tabii ki yasaktı ama bir fotoğraf çekme hakkı verseler kesinlikle o çantayı çekerdim... :)

  
Grace Kelly çoğunlukla çok sade bir tarzı olmasına rağmen aslında çok gösterişli seçimler de yapmış zaman zaman ama bu gösteriş hiç bir zaman onun gölgesinde kalmamış. Kendi güzelliği her zaman ön planda olmuş! Klasiğe olan sevgisi hiçbir zaman bitmemiş, 'Simplicity' onun tarzını en iyi anlatan tarif olmuş her zaman.

Grace Kelly'den stil anlayışına dair bazı inciler:

'I think it's important to see the person first, clothes afterwards.'

'I have to choose simple clothes because when I wear too dramatic, I seem to get lost.'

'I just buy clothes when they take my eye and I wear them for years.'

Evlenmeden uzun zaman önce birlikte olduğu ünlü tasarımcı Oleg Cassini ise onun için şöyle demiş,

'Loyal to her clothes the way she was to old friends.'

Sergi, Londra Victoria & Albert Museum'da 26 Eylül'e kadar devam ediyor. Yolunuz Londra'dan geçerse mutlaka 1-2 saatinizi ayırmalısınız. Serginin sonundaki gift shop'ta sergiye gelmiş yaşlı teyzelerle sohbet etmeli, kendinize bir Grace Kelly filmi hediye etmelisiniz. Benim kadar şanslıysanız müzenin bahçesinde çimlere yayılıp sandviçinizi yiyerek mutlu ve ilham dolu bir şekilde oradan ayrılmalısınız :)


Bu kadar ısrar, fotoğraf, anlatım yetmedi mi o zaman Reuters'in sergi ile yaptığı haberi de izlemenizi tavsiye ederim,



(fotograflar: getty images, daily motion, video: reuters)

Hussein Chalayan Sergisi!


Hussein Chalayan'ın bir çok şehir gezen sergisi sonunda İstanbul'a geliyor! 15 Temmuz'da İstanbul Modern'de başlayacak sergi, 10 Ekim'e kadar devam edecek. Ünlü modacının ilk koleksiyonundan günümüze kadar hazırladığı koleksiyonlardan parçalar olduğu gibi sanat ve film projeleri de bulunacak.

Kendi deyimiyle Hussein Chalayan'ın dünyası'nı anlatan bir sergi bu! Hussein Chalayan'ın farklı şeylerden ilham almasını ve ortaya her zaman sıradışı şeyler çıkarmasını seviyorum. Sergiyi de dört gözle bekliyorum :)

Şehir Masalları Sergisi!

Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel, Sindrella, Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ile Gratel...

Bildiğimiz tüm masallar günümüz şehir hayatında yeniden yazılsaydı, içinde ironi, komedi, sivri zeka olsaydı nasıl olurdu? Peki bu masalların kahramanları ne giyerdi, nerede ne yapardı? Tüm bu soruların cevapları Galeri Selvin'deki Şehir Masalları isimli fotoğraf sergisinde!

Bugün Özlem'le gezme şansımız oldu, çok sevdik! Bu sadece bir sergi değil, Moda tasarımcısı Zeynep Ökmen ve İlmisimya Fotoğraf'ın kurucularından Hasan Emre Dipşar'ın ortak Moda Fotoğraf projesi!

Sergideki her bir fotoğraf farklı bir masaldan yola çıkılarak kurgulanmış, 'Şehrin kurtlarından kaçan Kırmızı Başlıklı Kız', 'Cadı ile Apple Martini içen Pamuk Prenses', 'Kahvede tavşanla pişti oynayan üç kağıtçı Alice' desem ne demek istediğimi biraz anlarsınız sanırım... :) Masal kahramanlarının hepsini de Zeynep Ökmen tasarımı kıyafetler süslüyor! Üstelik fotoğraflarda yer alan bu kıyafetler de galerinin içinde sergileniyor ve satılıyor... Giysiler 200-300 civarlarında, fotoğraflar ise 250-1000 olarak değişiyor... Sergide Mine Kerse tasarımı şapka ve çantalar olduğunu da belirtmeden geçmeyelim!

Bence oldukça yaratıcı ve farklı bir proje olmuş! Tek kötü yanı 8 Haziran'a kadar devam edecek olması. Fakat bu haftasonu Cumartesi ve Pazar da açıklar!

S E 2

S E 6

S E 1

S E 3

Galeri Selvin'in sahibi Selvin Hanım :)

Galeri Selvin
Dere Sok. No:3
Arnavutköy
11:00-19:00 arası açık

(Fotoğraflar : Özlem Üçüncüoğlu)
Related Posts with Thumbnails