WHEN CARRIE GOT TO NEW YORK!



Sex & The City 2'nin çekimlerinin başladığını hepimiz duyduk hatta ilk çekimlerin fotoğraflarını, Carrie'nin elbisesinin, kolyesinin, çantasının markasını bile biliyoruz!


Yukarıdaki resim ilgimi çekti, bu ne Carrie'nin ilk New York'a taşındığı gün falan mı? Sene de 1983 filan sanırım :)))


Sex & The City Movie'de herşey güzel bir şekilde bağlanmıştı sanki, umarım ikincisini çekmek için tüm büyüyü bozmazlar! Bu filmin çekilmesinde eminim moda dünyasının da çok etkisi olmuştur, malum geçen filmde inanılmaz reklam yaptı birçok modacı, bunda ise daha filmin ilk çekimlerinde reklamlar başladı. Sex & The City tam bir fashion show'a dönüştü!


Bakalım hikaye güzel olmasa bile kıyafetlerin, aksesuarların, ayakkabıların süper olacağı kesin, en azından onları izleriz! :)

FASHION'S NIGHT OUT!


10 Eylül'de moda haftaları sezonu açılışında yani New York Fashion Week'in ilk gecesinde Moda sokağa dökülüyor!

Vogue'un başını çektiği ve birçok ülkenin katıldığı bu etkinliğin amacı kriz etkilerini azaltmak, ekonomiyi canlandırmak, herkesi alışverişe heveslendirmek! Slogan "Shop for Good"!
Ev ekonomisini unut gitsin yani o akşam :) Büyük düşün! :)

Gecenin özelliği tüm mağazaların gece 11'e kadar açık olması. Birçok ülkede mağazalar 7 bilemedin 8 dedin mi kapandığı için 11 tabi çok geç onlar için ama bizim için çok da özel bir durum değil. (Bizde kriz daimi olduğu için mi bayram seyran demeden mağazalar 10'a kadar açık acaba? :) Tabi mağazaların açık olması haricinde de etkinlikler var, merak edenler http://www.fashionsnightout.com/ dan takip edebilir, kazayla o gün bu ülkelerden birinde olacaksanız katılmadan dönmeyin!

Bu arada ilginç bir bilgi, moda New York'ta finanstan sonra ikinci büyük endüstri imiş!

Güzel de bir tanıtım filmi var,


TUESDAYS - FASHION REALITY NIGHTS!




Dün Entertainment (E!) kanalında modayla ilgili yeni bir reality show başladı. Böylelikle Salı akşamları Fashion Reality show akşamları haline geldi :)

Running in Heels, Marie Claire dergisinde geçiyor. Stylista'ya benziyor ama yarışmacılar 3 stajyerden ibaret sadece. Diğer show'lar gibi her bölüm belli bir task verilmiyor, daha spontane ve doğal gelişiyor. Marie Claire'in Anna Wintour'u Joanna Coles, Anna'dan daha sert gözüküyor başta ama pek de öyle değil aslında ya da şimdilik!

Running in Heels 20:30'da baslayıp 1 saat sürüyor. 22:00'de ise Show Plus'ta Runway Project var. Onu hatırlatmama gerek yok sanırım, Heidi Klum'un en iyi moda tasarımcısını seçtiği ve kaybedenleri Auf Wiedersein diye uğurladığı yarışma!

Reality showlarda dönen kavgaları, anlaşmazlıkları izlemek bana her zaman çok sıkıcı gelmiştir ve hiçbirini izlemem ama bu programlarda moda dünyasını daha yakından tanımak çok hoşuma gidiyor :)

Running in heels'e göz atmak isteyenler için,
http://www.mystyle.com/mystyle/shows/runninginheels/index.jsp?edition=us


RAKAMLARLA IFD


  • 4 günde 10 bin kişi tarafından ziyaret edildi


  • Toplam 19 defile düzenlendi


  • 100'ün üzerinde yerli yabancı manken görev aldı


  • Organizasyonda 70 gönüllü çalıştı


  • 11 tasarımcı, 13 marka toplam 24 stand kurdu


  • 2 milyon dolarlık ekonomik değer yaratıldı


  • Yurt dışından 43'ü alım grubu, 69'u basın olmak üzere 112 kuruluş katıldı


  • Alım grupları arasında Paris’den Galaries Lafayette, Dubai’den Bloomingdales, Berlin’den Gardorobe, Rio’dan Clube Chocolate, Beyrut’dan Gattinolli, Tokyo’dan Almont Eje Co., Londra’dan Fashion Capital gibi uluslar arası gruplar bulunuyordu


  • Basın kuruluşları arasında ise New York, Berlin, Dubai, Polonya, Londra, Tokyo, Yunanistan, Toronto, Sao Paulo gibi ülkelerden gelen dünyaca ünlü moda ve TV kanalları bulunuyordu

Tebrikler!

(Kaynak: Hürriyet, www.istanbulfashiondays.com)


ARGANDE






Gap Bölge Kalkınma İdaresi ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ortaklığı ve İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Ajansı projelendirmiş,
(Hep diyorum, mekanı cennet olsun diye çalışan bir millet sanki bu İsveçliler, ne dersiniz Solnalılar? :)

Simay Bülbül, Hatice Gökçe, Gamze Saraçoğlu, Mehtap Elaidi, Ezra - Tuba Çetin, Deniz Yeğin, Berna Canok Özay, Rana Canok dizayn etmiş,

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan kadınlar üretmiş,

Ahu Yağtu, modelliğini yapmış,

Mudo ve bir sürü organizasyon desteklemiş,

İsmini Güneydoğu Anadolu topraklarının tanrıçalarından almış,

Ortaya Argande çıkmış!

Yaz ortasında en çok pançolar satmış. Mudo mağazalarında bakabilir, www.argande.org dan inceleyebilirsiniz.

Gittim gördüm aşağıdaki resimde özellikle sağdaki parçayı çok beğendim. Bedeni olmadığı için alamadım, başka mağazadan inşallah :)



(Tasarım Simay Bülbül)

THE SEPTEMBER ISSUE DEVIL WEARS PRADA'YA KARŞI!


SEÇİM SİZİN!



The September Issue vs Devil Wears Prada! Choose

THE SEPTEMBER ISSUE


Anlaşılan Devil Wears Prada'dan sonra Anna Wintour, kendini biraz aklamak istemiş ve bu belgeseli hazırlatmış. Fragmanı izlediğimde ilk hissettiğim bu oldu! Sonra web sayfasını inceledikçe filme ilgili yorumlarda şuna rastladım.

'This is the real Devil Wears Prada' Krista Smith Vanity Fair

The September Issue, Vogue'un hazırlanış hikayesini anlatan bir belgesel. Şuanda New York'ta vizyonda olan belgesel 11 Eylül'den sonra Los Angeles ve bazı diğer seçilmiş şehirlerde gösterime girecekmiş. 19'unda eşimle 2 haftalığına Amerika'ya gidiyoruz acaba orda bir kaçamak yapıp izlesem mi yoksa buraya nasıl olsa gelir mi? bilemedim...

Web sayfasındaki fragmanı buraya koyamadım maalesef çünkü izin vermiyor ya da ben yeterince yetenekli değilim :) http://www.septemberissue.com/ dan izleyebilirsiniz. Ama Devil Wears Prada ile The September Issue filmlerini görüntülerle karşılaştıran bir fragman buldum, onu koyuyorum, ilginç!


Bu arada ismin nereden geldiği fragmanda anlatılıyor, 'September is the January of Fashion'

ECO CHIC




'ECO CHIC - Sürdürülebilir İsveç Modasına Doğru' isimli sergi dünya turnesinde ve 1-21 Ekim tarihlerinde de İstanbul Moda Akademisi'nde sergilenecek. İMA 'nın web sayfasına henüz bilgi koyulmamış sanırım ama Moda Günleri'nde standlarında broşürleri vardı. Yukardaki benim unprofesyonel broşür çekimim :)

İsveç'e ve orada yapılan her işe olan hayranlığımı daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir. Bu da hayran olunacak bir iş daha bence. İsveç Entitüsü'nün, yurtdışında ülkelerini tanıtmak için yaptığı etkinliklerden biri.

Broşürde yeralan bilgilerden dikkat çekenler,
  • Doğa dostluğunu ve ahlaki yaklaşımları benimseyen İsveçli moda tasarımcılarının ürünlerinin sergilendiği sergi olarak tanımlıyorlar Eco Chic'i. (isim süper di mi?)Nudie, Camilla Norrback and Filippa K, ürünleri sergilenen modacılar arasında.

  • Birçok sektöre kıyasla tekstil sanayi çok daha fazla su harcıyor, zehirli maddeler ve kalıcı karbondioksit yayıyormuş. Üstelik bu alanlardaki işyerlerinin birçoğu insani çalışma koşullarından yoksunmuş...

  • Bu modacılar, imalatın nasıl gerçekleştiğini ve hangi malzemeleri kullandıklarını açıkça gösterebiliyorlarmış...

  • Ekolojik giysilerle diğer giysiler arasında görünümde bir fark yok gibiyimiş. Fark, moda tasarımcılarının benimsediği değerler ve üretim süreçlerinde... Bu şartlarda fiyatlar eminim biraz daha farklı oluyordur...

Broşürde ayrıca Eko şıkmısınız? isimli bir bölüm ve doğaya nasıl daha az zarar verirsiniz yani nasıl Eko şık olursunuz'u anlatan bir bölüm var. Eko şık olmak kolay iş değil daha sonra anlatırım :)


Ziyaret etmeye değer bir sergi bence...


İLK IFD'NİN SON GÜNÜ



Genel olarak olayı toparlarsak, bence Türkiye henüz moda sektörü'nde işin çok başında! Tasarımcıların yaratıcılığına, üretkenliğine diyecek sözüm yok fakat bunun pazarlanması ile ilgili kat edilecek daha çok yol var!


Moda Günleri bu pazarlamanın en önemli ayaklarından biri, IFD ile ilgili okuduğum bazı yazılarda bunun New York, Londra, Milan ve Paris moda günleri ile aynı klasmana gireceği ile ilgili iddialar (ümitler) vardı! Bu, daha emekleyen çocuğu maratona hazırlamak gibi birşey :)Bence öncelikle İstanbul'a ait düzenli bir moda takvimine sahip olmayı ümit etmek daha yerinde olur. Bu dörtlüyle yarışmak ilk organizasyonda olabilecek birşey değil! Diğer dünya şehirleri gibi (Stockholm, Kopenhag, Tokyo...vs.) İstanbul'da kendi karakterinde bu Moda Günleri'ni her seferinde biraz daha geliştirerek düzenli hale getirmeyi amaçlamalı diye düşünüyorum.


Ayrıca basında bana göre IFD'ye yeterince yer verilmedi. Cumartesi eklerinde bir sürü haber ve yorumla karşılaşacağımı umarken bugun açtığımda moda sayfalarında hiç bahsedilmediğini görerek çok şaşırdım açıkçası, belki yarın çıkar diye bekliyorum...


Neyse biraz negatif bir tablo çizer gibi oldum ama karamsar değilim aslında. Birçok insanın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini görmek İstanbul potansiyelini bize gösteriyor aslında.

Bir sonraki IFD'ye de katılmak ve daha çok defile izlemek umuduyla...

HATİCE GÖKÇE DEFİLESİ




Hatice Gökçe'nin The Other isimli defilesine gittim bugün! Hatice Gökçe ismi Türkiye'de erkek giyim'de ilk isim olarak biliniyor.


Salona girişi defile saatinden 5 dakika kadar önce açtılar ve giriş ününde bekleyen kalabalığı 10'ar 10'ar içeriye aldılar. İçeri girdiğimde biraz şaşırdım aslında çünkü sadece 2 sıra vardı oturacak. Birçok kişi ayakta kaldı, ben kendimi sıkıştıracak biryer buldum ön sırada.


Defilenin sürprizlerinden biri Hayko Cepkin'di. Defilenin orta yerinde mankenlerden biri olarak çıkıverdi! :)


Koleksiyonda, çiçekli, renkli, çizgili pantolonlar, yelekler, açık renk ceketler, çift renk ayakkabılar, erkekler için bodyler vardı. Benim en beğendiğim beyaz deri ceketler oldu!



Hayatımda gittiğim ikinci defile oldu. İlki bir mücevher defilesiydi, bu ise Erkek koleksiyonu'nun sergilendiği bir defile. Üçüncü tecrübemde Bayan koleksiyonu yakalayacağım sanırım :)
Defile sonundan bir kuble çektim sizin için,


Related Posts with Thumbnails